FINTECH-AS-A-SERVICE (FAAS) İŞ MODELİ NEDİR?

Şirketler yeni dünyaya ayak uydurma amacıyla yıllardır yeni iş modellerini benimsemek üzere aksiyonlar belirlemektedir. Bu aksiyonların sadece otomasyona geçilen veya dijital altyapı üzerine oturtulan iş yapış biçimlerinden ibaret olmaması gerektiğini, Fortune 500 listesindeki dünyanın en büyük ve dijitalleşmede önemli adımlar atmış şirketlerin birçoğunun bugün faaliyette olmamasından çıkarabilmekteyiz. Son 50 yılda bu listedeki şirketlerin %50’den fazlası ortadan kaybolmuştur, gelecek 10 yılda ise aynı şekilde %50’ye yakın bir oranda yok olması beklenmektedir. Bu şirketlerin tümü tarafından, otomasyon ve dijitalleşmeye dair belli başlı adımlar atılmıştı fakat “dijital finansallaşma” olarak adlandırdığımız finansal dönüşüm sürecine dahil olunmamıştı. Oysa günümüzde en başarılı şirketlerin odağına aldığı konu, müşterisine ve bayi kanallarına hâkim olmaktır. Bu paralelde, ürün ve servis odaklı iş modelleri evrilerek zamanla yerini müşteri odaklılığa bırakmaya başlamıştır. Bu alanda yeni dünyanın getirileri ise, müşteri odaklılık yerine etkileşim odaklı yaklaşımların benimsenmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Şirketler, müşteri ve bayi kanallarının ihtiyaçlarını dönemin koşullarına uygun olarak kendi ekosistemlerinde karşılama yetkinliğine sahip olduklarında, yarattıkları sadakat sistemi ile müşteri sahipliğini en üst seviyede sağlayabilmektedirler.

Dijital Finansallaşma kapsamında, bir bankanın kullanıcılara sunduğu finansal ürünleri artık teknoloji şirketleri de kendi ekosistemlerine sunar hale gelmektedir. ‘Kurumların Bankalaşması kavramına dair dünyada en belirgin örnekler Google, Amazon, Facebook, Apple gibi dev teknoloji şirketlerine ait olsa da, bugün Türkiye’ye baktığımızda teknoloji/perakende sektörlerinden birçok şirketin müşterilerine ve bayi/tedarikçi ağlarına finansal hizmetler sunduğunu veya kısa vadede sunmaya ilgi duyduğunu görmekteyiz. Amazon örneğinde bakıldığında, Amazon’un finansallaşma tarafında kendi ürününü bir banka gibi son kullanıcıya götürdüğünü söylemek mümkündür. Bu örnek üzerinden anlaşılacağı üzere; Amazon ödemelerinden kredilendirmesine, sigortadan, çek hesaplarına kadar, geleneksel bir banka olmaya başvurmadan kendi finansal hizmetlerini her açıdan uygulamaktadır. Amazon’un bankacılıkla ilgili beklentisi artarken aslında öncelikle Amazon’un finansal hizmetlerde bulunan mevcut stratejisini de anlamak önemlidir. Bu bağlamda Amazon’un odaklandığı stratejik hedefi finansal hizmet ürünleri geliştirmektir. Bu hedeflere ulaşmak için de Şirket’in kurmuş olduğu ve benimsediği bazı araçlar olmuştur ve bu araçları da piyasaya sürmüştür: Amazon’da bulunan satış yapan sayısını arttırırken satıcıların da satışlarının artırılmasını sağlamak ve Amazon’da bulunan müşteri sayısını arttırırken müşterilerin de daha fazla harcama yapmasını sağlamak olmuştur. Amazon’un finansal hizmetlerdeki stratejisini özetlemek gerekirse temel hedefi aslında her iki taraftan da; hem satıcı hem de müşteri tarafındaki katılımı artırmaktır. Bununla beraber, Amazon finansal teknoloji yatırımları da yapmıştır ki bu yatırımlar Şirket’in temel stratejik amacına ulaştırabileceği iş ortaklarından oluşmaktadır ve bu yatırımlarda odaklandığı yerler ise bununla paralel olarak genellikle uluslararası noktalar olmuştur (Meksika, Hindistan vb.) Bütün bu bulgular göstermektedir ki, Amazon aslında geleneksel bir banka gibi hareket etmemektedir. Bunun tam tersine Amazon aslında gelenekselleşmiş bir bankanın en temel özelliklerini alarak bu çıkarımlarını hem satıcılarına hem de müşterilerine uyarlamıştır. Bu noktada da Amazon kendisine uygun bir şekilde bir banka inşa etmiştir.

Türkiye’de de birçok kurum, sahip oldukları müşteri kitlesinin, bayi ağlarının, online/offline kanal yönetimlerinin; kısa, orta ve uzun vadede finansal ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve iş modellerini daha teknolojik bir altyapı üstüne oturtabilmek adına bahsettiğimiz Dijital Finansallaşma sürecine girmiştir. Örneğin, kurumun sunduğu bankacılık hizmetleriyle beraber; kurumun bayileri/tedarikçileri, aldıkları prim ve hak edişleri hiçbir bankaya gitmeden dijital cüzdan veya ön ödemeli kart gibi finansal ürünler ile her yerde harcayabilmekte, anlaşmalı noktalarda anında indirimlerden yararlanabilmektedir. Parayı ekosistemde daha değerli hale getiren bu sistem sayesinde kurumlar 360 derece müşteri/bayi sahipliği kazanabilmektedirler. Fintech ürün ve servislerinin geliştirme maliyeti, inovatif projeler için gereken kalifiye insan kaynağı, risk yönetimi, regülasyonla uyumluluk ve fraud riskinin önlenmesi gibi faktörlerin bu süreci maliyetli ve zaman alıcı bir hale getirmesi; finansal teknoloji servis platform sağlayıcı (FaaS) vizyonunu benimsemiş Fintech şirketlerini günümüzde olabilecek en iyi çözüm ortağı konumuna getirmektedir. FaaS şirketleri ile yapılan statejik çözüm ortaklıkları; kuruma yeni gelir kalemleri yaratılması, sahip olunan müşteri tabanına ve potansiyel müşterilere daha kolay erişim sağlaması ve veri takibi ile mevcut müşteri/bayi sadakatini artırılması potansiyellerine oldukça pozitif etkileri olmaktadır.

Avrupa’da PSD2 olarak anılan Açık Bankacılık mevzuatlarındaki gelişmelerin Türkiye’ye birçok pozitif etkisi olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Bankaların, sunduğu API’ler ile fintechlerin veya üçüncü parti kurumların finansal hizmetler geliştirmesine izin vermesi olarak tanımlanan Açık Bankacılık kapsamının genişletilmesi ve bankaların daha anlamlı veri paylaşır hale gelmesi ile birlikte; müşterilerin bankadaki verilerine kendisinin hâkim olarak, izin verdiği 3. Partilerle paylaşabilmesi daha geniş kapsamda sağlanıyor olacaktır. Bu sayede daha yenilikçi ve müşteri deneyimini destekleyen ürünlerin yakın vadede FaaS iş modeli ile beraber çeşitlenip yaygınlaşarak hayatımıza girdiğini görüyor olacağız.

Burak Elgin
DİĞER YAZILAR

DİJİTAL DÖNÜŞÜM: TIRTILIN KELEBEK OLMA SERÜVENİ

DEVAMINI OKU

DİJİTAL DÖNÜŞÜM: TIRTILIN KELEBEK OLMA SERÜVENİ

DEVAMINI OKU

2020 FINTECH EKOSİSTEMİNİN KRİTİK YILI (MI?) 

DEVAMINI OKU