DİJİTAL DÖNÜŞÜM: TIRTILIN KELEBEK OLMA SERÜVENİ

Bilgi teknolojileri alanında son yıllarda yaşanan hızlı gelişmeler finans, sağlık, perakende ve sanayi sektörü gibi daha birçok alanda köklü değişimlere sebep oldu ve bu değişim hız kesmeden aksine artarak devam ediyor.  Bu gelişmeler ve yenilikler hayatımızdaki rutinleri, ilişkilerimizi, iş yapış şeklimizi ve hayatımızı baştan aşağı değiştiriyor.

Özellikle Türkiye'de son birkaç senedir dijital dönüşüm projeleri hız kazanmış gözüküyor. Bu dönüşüm sürecinde başarılı projelere imza atan firmalar olduğu gibi maalesef sadece "dijital dönüşüm" kelimesinin popülaritesinden yararlanarak prestij kazanmaya çalışan, bu projeleri sonlandıramayan firmaların da tam anlamıyla başarılı olamadıklarını gözlemliyoruz. Bazen de firmaların kendi departmanları arasındaki politik, bürokratik engeller nedeniyle de projenin daha ilk aşamada zaten başarısız olduğunu gözlemleme şansım çok oldu.

Fintek Platform Sağlayıcısı olarak hedeflerimizden birisi kurumların finansal dönüşümünü gerçekleştirebilmek.

Dijital dönüşüm yapmadan finansal dönüşüm yapılabilir mi? Peki dijital dönüşüm nedir, bu kadar popülerlik kazanmasının sebepleri ve hayatımıza katkıları nelerdir; öncelikle bunu mümkün olduğunca somutlaştıralım.

 

Dijital Dönüşüm Nedir?

 

Kısaca dijital dönüşümden bahsetmek gerekirse; müşterilerinize, kullanıcılarınıza verdiğiniz servislerin yeni metodolojiler, "yıkıcı" diye adlandırabileceğimiz inovatif teknolojilerin kullanılarak, tüm katmanlarda iş hayatına aktarılması ve böylelikle de zaman, verimlilik, maliyet yönünden kazanımların olduğu, müşteriler dahil tüm katılımcılar açısından katma değerleri yüksek olan bir süreçtir.

 

Dijital Dönüşüm Projelerinin Olmazsa Olmazları

 

Hedefleriniz arasında, dijital dönüşümü kurumunuzda gerçekleştirmek bulunuyor olabilir. Mali bütçe ayırabiliyor, insan kaynağı ve teknik olarak yatırım yapabilecek bir planlamanız olabilir. Peki dijital dönüşüm projelerinde başarılı olabilmek için bahsettiklerimiz yeterli olur mu?

İlk aşamada yeterli gözükebilir ama tam anlamıyla başarılı projelere imza atılamayabiliyor. Çünkü dijital dönüşüm projelerinde ilgili tüm departmanların, dijital dönüşüm vizyonu ve hedeflerine uygun şekilde oluşturulan stratejiyi takip etmesi gerekiyor.

Değişen yeni dünya kurallarına adapte olabilmek ve bu uğurda belki aylarca belki de yıllarca sürecek olan bu serüvende çelik gibi bir sabır sahibi olmanız da elzem. Dijital dönüşümü tamamladık demek yeterli olmadığı gibi aslında sonuçlanan bir süreç de olmuyor, aksine yaşayan bir süreç olmakta.

Dijital dönüşümle beraber aslında yeni teknolojileri kullanarak ve uzun yıllar sürecek uzun soluklu bir dönüşümden bahsediyoruz. Bu yüzden sonuç aldığınız her ürün için önemli bir yol katetmiş oluyorsunuz lakin yeni geliştirilen ürünler veya ortaklıklar için bir serüven olmakta.

Firmanızın bu tür vizyonu olsa bile insan kaynağının bulunması da zorlu bir süreç olabiliyor. Örneklenmiş/başarılılığını kanıtlamış metodolojilerin kullanılarak dünya standartlarında bir kalite seviyesinde gerçekleştirebilmek de ayrı bir mücadele oluyor. Firma olarak amacınız teknolojiyi kullanarak servis çeşitliliğini ve müşteri memnuniyetini arttırmak olabilir. Asıl odak noktanız kendi iş alanınız olması gerekirken farklı mücadelelerin içerisinde kendinizi bulabiliyorsunuz. Bu da firmaya zaman, demotivasyon ve maddi kayıp olarak dönüyor maalesef.

Firma olarak dijital dönüşüm projelerine ağırlık vermek ve hayata geçirmek istiyorsunuz. Peki bu durumda ilk iş teknik ekiple mi görüşmek olmalı? Dijital dönüşüm sürecini gerçekleştirmek sadece teknik ekibin sorumluluğunda değildir. Ki ülkemizde karşılaştığımız en büyük eksiklik bu bilincin firmadaki ilgili departmanlar tarafından desteklenmemesi veya tam manasıyla anlaşılamamış olmasıdır. Her ne kadar teknik ekip başrolü oynasa da, firmadaki çoğu departmanın da dahil olması gereken bir süreçler bütünüdür.

Firmanın vizyonu ve stratejisinin, çalışanların iş yapış şeklinin bir değişim öyküsüdür. Her ne kadar dijital dönüşüm desek de aslında "firma ve servislerinin dönüşümü"dür diyebiliriz. Özellikle insanların yeniliklere açık olması, değişim sürecinin zor olduğunu ama dönüşüm sonunda da herkes için katma değerli olacağını, yani diğer bir deyişle kışın ardından baharın geleceği bilinmelidir. Sadece bir ürün alıp, dijital dönüşümün gerçekleştirilmesini üründen beklemek projelerin başarısız olmasına sebep olmaktadır.

Dijital dönüşümün en önemli ayağı önce insan kaynağı sonra da kullandığınız teknoloji olmaktadır doğal olarak. Tabii ki dijital dönüşüm projelerinin de kolay olmadığını, ilk çıktılarını almanızın belki aylar belki yıllar olabileceğini de kabul etmek gerekiyor. Özellikle kullanılan yeni teknolojilere tam olarak adapte olunamaması, kullanılan teknolojinin kendi içerisindeki kompleksliği ve de alanında çeşitli uzmanlıkları içermesi nedeniyle de projelerin ilk başta devreye alınması gayet zorlayıcı bir süreç olabilmekte.

 

Son Yıllarda Neden Dijital Dönüşümden Bahsediyoruz?

 

Dijital dönüşüm gücünü sizlerin de makul göreceği üzere teknolojinin kendisinden alıyor. Peki bilgi teknolojilerinde nasıl değişiklikler meydana geldi de bugün gündemimizde dijital dönüşüm var, nasıl bir çağ yaşıyoruz, cidden bir devrimin başında mıyız gibi sorularımıza cevap bulmadan önce dünya sanayi endüstrisinin tarihçesine bir göz atmak gerekiyor hızlıca. Tabi ki belki saatlerce konuşulacak bir konu ama kısaca değinelim neler olmuş, bizleri gelecekte neler bekliyor olabileceği hususunda.

Bu tarihçeyi anlayabilmek için birlikte biraz geçmişe gideceğiz.

300 yıl öncesine gidersek; bir ürünün seri üretim halinde tüketicilere ulaştırılması ve yaygın kitlelere ulaştırılabilmesi oldukça maliyetli ve zor bir süreçti. 18. yüzyılda buhar gücünün kullanılmaya başlanması ile birlikte sanayi devrimi başlamış oldu. İnsan gücü yerine, makinelerin gücünü kullanmaya başladık ve bugünkü sanayimizin en temel taşlarından oldu.  19. yüzyılda elektriğin keşfi ve sanayi endüstrisinde kullanılabilir hale getirilmesi ile birlikte ikinci sanayi devrimi başlamış oldu.

20. yüzyılda yani aslında 60 sene kadar önce de, 1960larda, bilgisayarın icat edilmesi ve herkes için kullanılabilir duruma gelmesiyle birlikte dünya yeni bir çağa girmiş oldu. Ve üçüncü sanayi devrimini yaşadık, yaşıyoruz.  Peki içinde bulunduğumuz çağ yeni bir çağ mıdır? Bu soru aslında bakış açısına göre değişen ve hala cevabı aranan bir soru. Ancak şu anda yaşadığımız değişimler doğrultusunda dördüncü sanayi devrimine giriş yapmakta olduğumuza dair emarelere yakından şahitlik ediyoruz aslında.

Şu ana kadar geliştirilen teknolojileri kullanırken karşılaştığımız teknik ve maddi külfetler sonucu, yeni yöntemler bulmamız bir istekten öte bir ihtiyaç haline geldi.  Peki bunun sebepleri nelerdir dersek ünlü Moore kanuna göre bazı geliştirmelerde teknolojik olarak şimdilik bazı sınırlara takılıyoruz diyebiliriz. Yeni donanım ve yazılımların geliştirilmesi de değişim sürecinin başlaması için uygun ortamı oluşturdu. Ayrıca maliyetlerin düşürülmesi ve verimliliğin artırılması gibi iş dünyasındaki önemli faktörler, bilgi teknolojilerinde de benzer değişimlerin olmasına sebep oluyor.  Elimizdeki kaynakları en etkili şekilde kullanabilmek için bulut bilişim, büyük veri, yapay zeka, blockchain, mikroservisler, serverless, nesnelerin interneti, otomasyon, kuantum bilişim, 5G teknolojisi, robotik otomasyon, artırılmış gerçeklik, dağıtık mimariler gibi aslında birçok alanı ilgilendiren yeni uzmanlıkların ve iş alanlarının da ortaya çıkmasına sebep oluyor. Bu teknolojiler üzerinden kazanılan faydalar ise hepimizin geleceğini inşaa edecek gözüküyor.

İnternete bağlı olan cihaz sayısı, veri üretim miktarları, servis sayıları her geçen gün parabolik şekilde artarken, bu servisleri veren firmalar için ise alt yapı yönetim ve yazılım geliştirme süreçlerinin maalesef daha karmaşık olmasına neden olmakta. Bu dönüşüm sürecini yakalayamayan, adapte olamayan firmaların ise sektörden teker teker çekildiklerini, "yıkıcı" ve inovatif teknolojileri kullanan firmaların ise çok kısa süre içerisinde yüksek oranda büyüme rekorları kırdıklarını gözlemliyoruz. Bu rekorların arkasında yatan ise dinamik olarak değişen is hayatının kurallarına adapte olabilmek ve de hızlı şekilde cevap verebilmek oluyor. 

İnsani olarak her şeyin hızlı olmasını istiyoruz, hızlı araba, hızlı internet, hızlı teslimat, hızlı...  Sadece hızlı yaşlanmak istemiyoruz belki de. Peki bu kadar hız isterken iş açısından hızlı olmanın bize kazanımı ne oluyor. Hızlı olmak, geliri artırmamızın en önemli faktörlerinden birisi olarak çıkıyor karşımıza. Çevik, hızlı ürünler oluştururken, regülasyonlara uymak, standartları uygulayabilmek ve insan hatasını aradan çıkarmak da ayrı bir mücadele oluyor. Bahsettiğimiz esneklik, çeviklik ve rekabetçi yaklaşımlar da dijital dönüşüm projeleri ile ruh buluyor. 

 

Birleşik Ödeme'de Dijital Dönüşüm

 

Müşteri açısından baktığımızda, kullandığınız teknoloji onlar için çok önemli olmasa da, servis kalitesini ve müşteri memnuniyetini artırmak kullandığınız teknolojilerle yakından ilgili oluyor. Müşteri sayınız arttığında veya oluşan taleplere cevap verebilmek için çevik, hızlı kararlar verebilen ve kısa süre içerisinde ihtiyaçları otomatik olarak karşılayan bir altyapı ve servis mimarinizin yüksek erişilebilir olması gerekiyor. Aksi halde firma olarak inovatif bir düşünceniz, maddi yatırımlarınızı yapmış olsanız bile çevik bir yapınız olmadığı durumda rekabet edemez bir halde bulabiliyorsunuz kendinizi. Veyahut siz ürünü geliştirip servis verir hale getirene kadar başkası daha fazla ilerlemiş olabiliyor. Ki geleneksel yapılara baktığımızda kendi içerisinde yönetim zorluğu veya servis kalitesini istediğiniz dereceye getiremediğiniz bir yapıyla da karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Bunun size dönüşü ise kaçan iş fırsatları olabiliyor maalesef. Bu sebeple rekabetçi olan iş dünyasında hızlı kararlar verebilmek, çevik şekilde geliştirme süreçlerinizi tamamlamak, yeni nesil teknolojilere adapte olabilmek, müşteri memnuniyetini artırmak ve bunları yaparken de dünya standartlarında ve belirli kalitede ürünleri çıkarmanız gerekiyor.

Fintek platform sağlayıcısı(FaaS) olarak ekipçe yaptığımız şey,  öncelikle müşteri memnuniyetini, inovatif ürünlerle,  "yıkıcı" teknolojilerle desteklemek ve verimli iş akışları oluşturarak hem rekabetçi hem de servis kalitesini artıracak şekilde tüm mimariyi planlamak oluyor. Bunları yaparken kendi alanlarında uzman kişilerle çalışmanın yanı sıra, çevik yapımız sayesinde çözümleri hızlı şekilde hizmet verebilir hale getirebiliyoruz.

Sadece kendi ürünlerimiz değil, farklı sektörlerdeki firmaların ihtiyaçları doğrultusunda da altyapımızı hem efektif kullanabilmekte hem de müşterilerimizin ilgili ürünleri için dijital dönüşümlerini yapabilmekteyiz. Ve bu yapıyı sunarken ürünlerin kod kalite analizi, güvenlik standartları, yazılımsal yaşam döngüsü, yüksek erişilebilirliği, standartlaştırma uyumluluğu, ölçümlenebilmesi, regülasyonlara uyumluluk, fonksiyon ve stres testleri gibi belirli kriterleri geçtikten sonra hayata geçiriyoruz. Böylelikle hedefimiz olan dünya standartlarında kaliteli ürünler ve servisler vermeye daha da yaklaşmış oluyoruz.

Tabi ki teknik çok detaya girmek istemedim ama "bir şey iki defa yapılıyorsa o zaman otomasyonu devreye al" anlayışının sonucu olarak yoğunlukla kullandığımız otomasyonlar sayesinde, çoğu günlük operasyonumuz ve projeleri zamanından önce gerçekleştirebilme imkanımız bulunuyor. Ayrıca konteyner teknolojileriyle devops metodolojilerini ağırlıkla kullanmaktayız. CI/CD gibi yazılım geliştirme döngülerimizi standartlaştırıp üretim bandından aynı kalitede ürünlerin kısa sürede çıkarılmasını sağlayabiliyoruz. 

Dijital dönüşüme çok önceden başlamış ve firmaların dijital dönüşümü gerçekleştirmelerini de sağlamak ayrı bir memnuniyet oluşturuyor. Alt yapı ve uygulama mimarisini kurgularken; yaptığımız çalışmaların kazanımlarını, verimlilik ve maliyet olarak bir süre sonra dönüşlerini alabildiğimizi görmek de ayrı bir mutluluk kaynağı oluyor.

Bu kazanımlar sadece teknik veya iş geliştirme ekipleriyle değil; firmadaki yöneticilerden tüm departmanlara kadar özümsenmiş olan bir vizyon, yeniliklere açık olma ve verilen destek sayesinde olabilmekte. 

Yazının başında belirttiğim gibi "dijital dönüşüm" ekip olarak bir motivasyon, vizyon, sabır ve teknik bilginin birleşmesi neticesinde hayat buluyor. Ve belki de en önemlisi ise gidecek olduğunuz yolu bilmeniz neticesinde. Alice Harikalar Diyarı'nda kitabının yazarı Lewis Carroll'ın dediği gibi; "Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin hiç bir önemi yok". Ki Birleşik Ödeme'de gidilecek yolun stratejik olarak belirlenmesi ve o yolda ilerlediğimizi ve kazanımlara kavuştuğumuzu görebilmek de tüm ekibin ve iş ortaklarımızın başarısı oluyor, her ne kadar önümüzde gidilecek daha çok yol çok proje olsa da.

Bu süreç zorlu olsa da bir süre sonra kazanımlarınızı verimlilik ve yeni çalışma modelleriyle birleştirebilmeniz ve yeni iş modelleri oluşturabilmeniz temennisiyle.

Bir tırtılın kelebek olması nasıl zorlu bir süreç ise kelebek olup kanatlandıktan sonraki durumu da kişide hayranlık uyandırır. Hem iş ortaklarımız hem de ekibimiz için daha yükseklere kanatlanacağımız, uçacağımız çok güzel günler, projeler bizi bekliyor olacak.

Resul Çetinel
DİĞER YAZILAR

2020 FINTECH EKOSİSTEMİNİN KRİTİK YILI (MI?) 

DEVAMINI OKU

FINTECH-AS-A-SERVICE (FAAS) İŞ MODELİ NEDİR?

DEVAMINI OKU